EA Sports FC 27 – İnceleme

Ağustos sonu gibi futbol ligleri başlar ama böyle daha hazırlık maçlarının tozu toprağı takımların üzerinden atılmamıştır. Sonra Eylül gelir, Avrupa Kupaları kafayı gösterir. Lakin yakınlarda muhakkak bir milli ara vardır, o milli araya kadar kimse futbolu ciddiye almaz. Genelde çok majör şeyler olmadığı sürece Türkiye’de bile hocalar kovulmaz, hayat havalar biraz soğumaya başlayana kadar eğlenceli bir şekilde akar. EA FC/FIFA da tam olarak benzer hisleri yaşatan bir seri. İlk çıkışında yeni olmanın verdiği heyecanla da epey eğlendirir, sonra bozuk şeyler daha da bozulur. Yeni yeni bozukluklar hayatımıza girer ve keyif yerini strese bırakır. Bu yıl şimdiden gördüğüm kadarıyla stres daha erken başlayacak ama bu keyfin kaçacağı anlamına gelmiyor gelebilir. Zira gördüğüm şeyler düzeltilemeyecek kadar kötü değil.
Yapamayan Zeka

Yahu anlamıyorum gerçekten anlamıyorum. Her geçen hayatımızın her bir köşesinde yapay zekanın ne kadar geliştiğine tanıklık ediyoruz. Gel gör ki bu süper muhteşem yapay zekayı bir tek futbol oyununa entegre etmek imkansız herhalde. EA Sports FC 27’nin açık ara en büyük sorunu yapay zekası. Hem de öyle büyük bir sorun ki insanı cinnete sevk edebilir. Normal şartlar altında havadan gelen bir topa iki oyuncu sıçrar birisi vurursa karşı takım buna göre pozisyon alır. Topu kaybettiyse alan daraltır, kazandıysa atak pozisyonuna geçer. FC 27’de her hava topunda topu kazanan kim olursa olsun her takım atak pozisyonu alıyor. Hal böyle olunca orta sahada bir mücadeleyi kaybedince aşırı manasız bir kontra atakla karşı karşıya kalıyorsunuz.

Yapay zekasızlık hava toplarıyla da sınırlı değil. Bilimum ikili mücadele esnasında eğer Allah göstermesin top sekerse asla ve katiyen sizin oyuncularınız o boştaki topa hareketlenmiyor. Hatta eğer tam topun çevresinde bir oyuncunuz varsa “AMAN YARABBİ BU YUVALAK ŞEY DE NE OLA Kİ YOKSA BİR BOMBA MI” diyerek toptan koşarak uzaklaşıyor ve top yine rakibe geçiyor. Hele ki şu an oyunun içinde bulunduğu fizikselliğin aşırı önde olduğu hali göz önüne alacak olursak bu sahipsiz top kazanamama sendromu özellikle rekabetçi oyunun yoğunlaştığı dönemlerde büyük belalara yol açabilir. Aslında EA’in neden böyle bir saçmalık yaptığını oyunu oynayınca anladım.

Daha önceden de dedikleri gibi oyunda manuel savunmayı ön plana çıkarmak istemişler, tek adam koşturup tüm savunmayı yapay zekaya yaptıran oyuncular gerçekten büyük baş ağrısıydı. Bu yüzden öyle ön libero seçeyim deli dana gibi koşturayım stoperlerim alan kaybetmesin diye savunma yapmayı imkansıza çekmek istemişler. Bunu yaparken de tüm top kapma kombinasyonlarını manasız bir şekilde nerflemişler. Yukarıda da demiştim düzeltilemeyecek şeyler değil, hobi olarak yine stoperlerin kendi kendilerine pas arası yapmasını engelleyin ama lütfen bir ön libero oyuncusu yanından geçen topa tepki vermekten de aciz olmasın, bunun bir orta yolu illa ki vardır…
Manuelizasyon

Normal şartlar altında benim gibi bu oyunu yön tuşlarıyla oynayan birisi için en çok şikayet edilmesi gereken konu; MANUELİZASYON! FC 27’de çok fazla şeyi manuel yapmanız gerekiyor bunun en önemli etkisini paslarda görüyorsunuz. Artık destekli ara paslarla cumburlop adrese teslim pas atamıyorsunuz. Bende oyun 8 yönden ibaret olduğu için hayatım daha da zora girmiş durumda. Çünkü bu zamana kadar kas hafızasıyla attığım ters l1+üçgenler ya dümdüz auda ya da hoppadanak tersten taca çıkıyor. Ancak bu durumdan hiç şikayetçi değilim. Biliyorum analog oyuncuları yine bana karşı daha da avantajlı olacak ama en azından pas kanallarını kapatmaya çalışmanın gerçek hayatta bir karşılığı olacak. Biliyorum ki l1+üçgene sonuna kadar basıp 95 hızlı kanatlarını kaçıranlar duvara toslayacak. Bu manuelleşmeye karşı adapte olmak da benim adıma şahane bir mücadele hissi yarattı. 25+ senelik futbol oyunu oynama geleneğimi geliştirmeye başladım, halen analoga geçecek kadar radikal değilim ama pas ritmim ve oyun kurma tarzım seneler sonra bir oyunda değişmeye ve gelişmeye başladı.

Yine de oyunu benim gibi keyif için değil de meta düzeniyle oynayanlar muhtemelen bir hafta içerisinde bu yeni sistemin türlü türlü açığını bulup “lame” olarak kullanmaya başlayacak. Her futbol oyununda olduğu gibi aşırı kek bir gol atma yönetmi ve atak tarzı bulunacak ve herkes onu kullanmaya başlayacak. Zaten oyun momentum anlamında da hiçbir şeyi değiştirmemiş. Evet oynanış çok büyük oranda manuel ama o santra dönüşlerinde, son dakikalarda hiçbirinin anlamı kalmıyor. 89 dakika 55 saniye boyunca geçmemiş o pas mucizevi bir şekilde forvetin önüne düşüyor. Daha önce 48 sefer aynı açıyla bastığınız müdahele santra dönüşünde bir anda boşluğa gidiyor. Momentum illeti en azından şimdilik halen FIFA/FC serisinin en büyük kabusu olmaya devam ediyor.
Halı Sahaya Adam Lazım Mı?

FC 27 ile ilgili beni en çok heyecanlandıran gelişmeler Ultimate Team’den tamamen bağımsız şeylerdi. Zira UT benim için hayatımın anlamı Raul’ü alana kadar çabaladığım, Raul’ü aldıktan sonra biraz keyif yaptığım sonra da arada bir girip Squad Battles oynadığım bir oyun türü. Esas oyunun keyfi Clubs modundaydı ve 27’nin en büyük duyurusu da Clubs’da yaptıkları devasa yenilik. The Grounds ile birlikte Pro Club modu bambaşka bir hale bürünmüş. NBA 2K’nın meşhur MyPlayer sistemine benzer bir şekilde artık bir açık dünyaya sahibiz. Bizi de buraya entegre eden kişi EA’in nadir iyi yaptığı hikaye işlerinden tanıdığımız Alex Hunter oluyor. Alex Hunter sonrasında bizi Mbappe ve Dybala gibi bazı futbolcularla da tanıştırıp yeniliklerin açılmasında rol oynuyor. Peki bu yenilikler neler;

Artık bir açık dünya içerisindeyiz ve haritamız var. Bu haritada serbest bir şekilde dolaşabiliyoruz, dolaşırken elimize bir de top alıp dikme suretiyle etraftaki hedefleri vurup puan da kazanıyoruz. Bu puanlar birike birike bize Grounds Points olarak dönüyor ve kozmetikler açabiliyoruz. Öte yandan haritada şimdilik gördüğüm birkaç oyun modu var. Her zamanki gibi klasik 11e11 oynanan Drop-In maçlarına girdiğimiz lobi var. Doğrudan şehirdeki halı sahalarda gerçekleşen 1v1, 2v2, 3v3 gibi maç modları da oyuna eklenmiş. Yani Grounds’a üç arkadaş girip 3v3 lobisinde sabaha kadar top tepebilirsiniz ki Rematch’i de çok sevmiş birisi olarak bu inanılmaz keyifli olmuş. Öte yandan umarım ileride bu oyun modlarının sayısı da artar mesela 5v5 ya da 6v6 gibi daha halı saha kafasında bir oyun modu hiç de fena olmaz gibi geliyor.

Ancak benim Grounds ile ilgili en büyük beklentim MyPlayer benzeri bir kariyerizasyondu. Ne yazık ki EA bunun UT’de paket açma sürelerinden çalacağını bildiği için buraya hiç girişmemiş. Karakteri yarattık her şey harika ama aynı karakter ile yapabileceklerimiz sadece çevrimiçi şeyler. Oysa MyPlayer’ın en büyük alametifarikası aynı karakteri bir NBA Ligi içerisinde de oynayabilmemizdi. Tüm ligler için bunu yapın demiyorum ama en azından şu Grounds içerisinde bir Premier League eklentisi koysaydınız, sisli bir Brighton deplasmanı dönüşü 2v2 halı sahada bir stres ataydık… Biraz benim gibi kariyer modu seven insanları da düşünseniz ne olurdu sanki?! Tamam söz bu sene de en az 1000 paket açacağım ama şu açtığınız yolda, gösterdiğim hedeflere biraz yaklaşın siz de, lütfen.
Aynı Suda Kaç Kere Yıkanılır

Oyunun kariyer modları ise yine bıraktığımız yerde duruyor. Minik değişiklikler, bazı eklentiler gelse de günün sonunda kariyer modları aynı sıkıcı döngüye sahip. Hemen bir Lazio kariyeri açıp ne değişmiş diye bakmak istedim ama gördüm ki neredeyse hiçbir şey değişmemiş. Antrenör ekleme ekranından tutun taktik ekranına kadar her şey aynı hatta maç motoru da çok aynı olduğu için kariyer modunda geçen seneye göre değişen tek şey Lazio forvetinde Pinamonti’nin oynamasıydı. Oyuncu kariyeri için özelleştirilebilir bir yol seçtim. Kendi yaşımda aşırı veteran bir forveti Gençlerbirliği kadrosuna koydum. Düşük overall, yaşlı bir pivot Metin Diyadin hocam ile birlikte takımı üst sıralara taşıma hedefimiz var. Böyle biraz rol yapma katınca işin içine oyun zevkli oluyor ama benim bu veteran oluşum ile ilgili basından hiçbir soru gelmiyor. Hatta öyle ki basını geçtim oyunun en başında takıma tanıtıldığımız sekansta bile ALTYAPIDAN YENİ ÇIKMIŞ bir futbolcu ile aynı şekilde tanıtılıyorsunuz. Bu da doğal olarak rol yapma keyfini epey baltalıyor. Yaşlıyım kardeşim ben, hürmet edeceksiniz ben de gol atacağım…

Oyunla ilgili Grounds hariç en majör geliştirmeler yine UT tarafına gelmiş. Koleksiyonların gelmesiyle birlikte çer çöp kartların da bir değeri olmuş. Bu koleksiyon mantığını sevdim ben, Panini çıkartmalarına benziyor. Örneğin Arsenal içerisinden bir takımın tüm kartlarını toplayınca size puan veriyor bu koleksiyon puanlarıyla da bilin bakalım ne yapıyorsunuz? Evet doğru bildiniz PAKET AÇIYORSUNUZ. Zira tüm futbol oyunu endüstirisi paket açtırma üzerine kurulu bir monopol biz de bunu deliler gibi oynuyoruz. Çünkü muadili yok, en azından bu monopol bize bir umut ışığı versin diyince de paket açılmama korkusu yüzünden veto ediliyoruz.

Her şeye rağmen FC 27’nin ilk etapta getirdiği bu manuelizasyon beni biraz sevindirdi. Alışana kadar bol bol gol yiyeceğim kesin ama çok da atacağım da. Yine geçen sene olduğu gibi 10-9 biten maçları çokça göreceğiz ama en azından yediğim gollerin büyük kısımında (özellikle santralar ve devre sonları hariç…) kabahatli ben olacağım. Şu yapay zekasızlık illeti de çözülürse ilk büyük güncellemeye kadar keyifli bir oyun oynayabiliriz. Sonrasında futbol sezonu da hararetlenirken zaten Football Manager çıkacak ve bu içimdeki devasa futbol açlığının esas gidericisi o olacak. FC muhtemelen Kasım gibi tamamen arcade bir hale dönecek ve şikayetler çok artarsa yapay zekaya savunma yaptırma da geri dönecek. En nihayetinde ben de Raul ile birkaç aşırtma attıktan sonra Squad Battles’da event görevleri tamamlayıp, paket açmaya devam edeceğim…






